1929 yılında, bu zor görevi alan Bostancı Hacı Ali Efendi Hazretleri, Ebubekir-i Baba gibi; Gürcistan'ın Ahiska İlçesinde dünyaya gelmiştir.
Ebubekir-i Sıdık Çorumi Hazretleri keşfi, kerameti açık, ledünni ilim sahibi bir zât idi.
       Hacı Ebubekir Baba Hz.leri çok büyük bir Mürşidi Kamil idi. Lakin kendisinden sonra bir halife yetişmemesinin üzüntüsünü yaşıyor, bazen bundan dolayı hüzünleniyordu. Derken bir gece zamandan ve mekândan münezzeh olan Allah (cc) kendisine tecelli eder. (keyfiyeti ehline malumdur.)
Bu tecelli anında Allah-ü Teâlâ Hz.leri Ebubekir Babaya;
       Kulum Ebubekir; Evlat verdim istemedin, devlet verdim istemedin, mal mülk verdim istemedin, makam mevki verdim istemedin. Ne istiyorsun?" Diye buyurur.
Ebubekir Baba;
         Ya Rabbi âcizane seni istiyorum" diye cevap verir.
       Cenab-ı Zül Celal:
        Kulum Ebubekir! Bu akşam ömrün tamam olmuştu ancak fazlı keremimden ben senin ömrünü 30 sene uzattım. Ömrünün son beş senesinde şehrinizin doğu kısmından, Ahıska tarafından elinde kılıç, at üzerinde eşkıya tipinde biri gelecek. Elinde bulunan emanetleri ona vereceksin. Bu zât bostancı Ali Efendidir, Buyurur.
       Ebubekir Baba o gece tarih atar. Gerçekten de ömrünün son beş senesinde Ali Efendi gelir. Geldiği zaman da Çorum'da Nakşibendî Üstadı Çerkez şeyhi Hacı Ömer Efendi diye bilinen bir zâtın sohbetine götürürler. Şeyh Ömer Efendinin kapısına gitmeden önce Ali Efendi eşkıyadır. Çok haşarı, gözü pek ve biraz tehlikeli birisidir Hacı Ali Efendinin de tasavvufa başlaması böyle olmuştur
       İlk olarak Şeyh Ömer Efendinin dergâhına gider fakat manevi dosyası Ebubekir Baba'dadır. Hacı Ebubekir babanın dergâhına gidecektir. Lakin Ali Efendi henüz Ebubekir Sıddık Hz.lerinin kapısına gitmemiştir. Nazarı ve çalışması gereken hususiyet bu taraftır. Tabi buna Ebubekir baba Hz.leri daha fazla rıza göstermez. Çünkü kendisine Allah-ü Teâlâ Hz.lerinden böyle bir vaat vardır.
       Neticede bir akşam Bostancı Hacı Ali Efendinin mana âleminde ayağına zinciri takar, tespih çeker gibi Ebubekir Baba (ks) Hz.leri, Çerkez Şeyhinin kapısından sürükleye, sürükleye kapısının önüne getirir ve Ali Efendiye latife ederek şöyle der:
        Evladım Ali Efendi! En sonunda kendini sürüklete, sürüklete kapımıza geldin" buyurmuştur. Hatta Çerkez şeyhi Hacı Ömer Efendi, Ali Efendiye;
        Oğlum! Kara Şeyh beni de rahatsız ediyor. Sen oraya gideceksin. Nasibin orada, dosyan Ebubekir Baba'da" diyerek Ebubekir Baba Hz.lerinin kapısına göndermiştir.
       Ebubekir Baba Hz.leri Allah-ü Teâlâ Hz.lerinin vaadi olan bu mübarek zâtı beş sene içerisinde yetiştirir, Ali Efendi'ye bütün makamları aştırır ve halifelik makamına kadar getirir. Fakat Çorum'da bazı dedikoducu insanlar ;        
       "Ebubekir baba Hz.leri, Ali Efendi'den korktu da; onun için görevi ona tevdi etti" derler. Bu her dönemde olmuştur. Meyve veren ağacı taşlarlar.
Bostancı Hacı Ali Haydar Efendi çok kısa zamanda çok büyük yol katetmiş, Hacı Ebu Bekir baba gibi bir mürşidi kamilin elinden aşk şarabını içmiş ve insanları irşad etmekle vazifelendirilmiş üstadından icazetini almış büyük bir mürşidi kamil idi.
Bu mübarek şahsiyetin döneminde, dergâhlar kapandığı için görevini çok zor şartlarda devam ettirmiştir.
       Kendisine satıcı gibi gösterir ve eline birkaç tane ceket alır, köy köy, kasaba kasaba dolaşır. İnsanlara Hakkı anlatır, Allah'ı zikrettirirdi. İnsanlar satın almasın diye de, yanında getirdiği ceketlere yüksek fiyat biçerdi.
       Hacı Ali Efendi Hazretleri, Çorum'da vazifeyi yürütebilmek için bostan tarlasında durur, gelen kişiler mübareği orada ziyaret ederlerdi. Böylece dikkat çekmezdi. Onu, bağ belliyor zannederlerdi. Bu şekilde zor ve meşakkatli olduğu halde, insanları irşat etmeye çalışır, onlara tasavvufu anlatırdı. Bostan tarlasında sohbet ettiği için kendisine, Bostancı Hacı Ali Efendi denilirdi.
       Bir gün Hacı Ali Efendi Hazretleri, çarşıda esnafları dolaşırken; karşısına çıkan zamanın müftüsü, o mübarek zâta olur olmadık laflar söyler. Hakaretlerde bulunur, kötü sözler sarf eder. Buna karşılık Hacı Ali Efendi Hazretleri; müftüye bir tek kelime dahi söylemez. Müftü Efendi, o kadar lafı saydıktan sonra yanından ayrılır ve çarşıda yürümeye devam eder. Bir müddet yürüdükten sonra çarşının diğer köşesinde iki kişinin kavga ettiğini gören müftü onları ayırtmak ister. Tam bu esnada kavga edenlerden bir tanesi bıçağını çıkararak müftüye saplar ve müftü oracıkta ölür.
       Bu hadiseyi hayretle izleyen bazı feraset sahibi esnaflar, Hacı Ali Efendi Hazretlerine;
        Efendim, keşke adam size hakaret ederken; siz de ona birkaç söz söyleseydiniz. Ama siz sükût ettiniz. Siz razı olsanız da, Kudretullah'ın gücüne gitti ve dostunun intikamını aldı" diye hadisenin manevi boyutunu müşahede etmişlerdir.
       Hacı Ali Efendi Hz.leri, insanlara bir yandan vaaz ve nasihatlerde bulunuyor, diğer yandan üstadı Hacı Bekir Babanın emaneti olan Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerinin seyri sülûk'u ile yakından ilgileniyordu.
       Hacı Ali Efendi 1950 yılında Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerine hilafet vermesine rağmen, Hacı Mustafa Efendi Hazretleri bu görevin çok zor olduğunu bildiği için, vefat edeceği zamana kadar kimseye söyleyememişti. Bu mübarek vefat etmesine yakın, Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerini yanına çağırtır ve Ona;
         Evladım, birkaç kişiyi çağır, şahit olarak burada bulunsunlar" der.
Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretleri o söylediği kişileri çağırmaya gidip geldikten sonra bir bakar ki; mübareğin yanında 80-90 kişi kadar insan toplanmış. Hacı Ali Efendi, Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerine dönerek:
       Oğlum, ben sana bu kadar adam çağır demedim" diye söyler. Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretleri de, üstadına:
        Efendim, ben sadece sizin söylediklerinizi çağırdım. Bu insanlara gelmesini ben söylemedim" der.
Bostancı Hacı Ali Efendi Hazretleri, ağlamaya başlar ve:
         Evladım Mustafa! Keşke bu görevi sana vermeseydim. Seni çok seviyorum. Sevdiğimden ağlıyorum. Senin işin çok zor" deyip, arkasından şöyle devam eder:
       Evladım Mustafa Efendi! Bakır leblebi hiç yutulur mu? Yutulmaz ama yutacaksın. Dervişlerde hata aramayacaksın. Zira dervişlik yolu çok ince, çok zor. Ahir zamanda şartların zorluğu da eklenirse bu devlete ermek pek mümkün değildir…
       
       Hacı Ali Efendi, Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerine 1958 yılında bu manevi görevi devrettikten sonra Cenab-ı Hakka yürümüştür. Allah, makamlarını Ali kılsın. Fuyüzatı Rabbaniyelerini üzerimizden eksik etmesin. Âmin.
       ----------------------------------------------------------------------------------------
Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerinin dervişlerinden Mehmet efendi anlatıyor;
İstanbuldan Çoruma efendimi ziyarete gitmiştim,Hacı Mustafa Efendi hazretleri gel evladım seni Üstadımız  Bostancı Hacı Ali Haydar efendi Hazretlerinin dergahına götüreyim dedi. Bende olur efendim dedim ve beraberce eski dergaha gittik uzun bir odası vardı ve orada bi yarım ay (hilal)'i gösterdi işte evladım üstadım geceleri bu dergahta  kalırdı alnını bu hilale koyarda uyurdu,ayaklarını uzatarak uyuduğunu hatırlamıyorum.ben şeyhim demeye Allahtan haya ediyorum. dedi.

Not:Bu sayfa Hadim-ul Fukara Abdullah Gürbüz(k.s) Hayatı-Şahsiyeti-Fikirleri-İrşadı adlı eserden faydalınarak hazırlanmıştır.
BOSTANCI HACI ALİ HAYDAR EFENDİ (K.S)

       Bostancı Ali Haydar Efendi hazretlerinin kabri şerifleri Sahabeden Maruf Yayan hazretleri ve Üstadı Hacı Bekir Babanın yanlarındadır.
Bakır leblebi hiç yutulur mu? Yutulmaz ama yutacaksın. Dervişlerde hata aramayacaksın. Zira dervişlik yolu çok ince, çok zor. Ahir zamanda şartların zorluğu da eklenirse bu devlete ermek pek mümkün değildir…